Yaklaşım Logo

Avans Tefecilik Suçu Olarak Değerlendirilir mi?

Yazar: Burcu ŞENSOY*

Yaklaşım / Nisan 2022 / Sayı: 352

I- GİRİŞ

Avansın gelecek aylardaki ücretten taksit taksit mahsup edilerek geri ödenmesi halinde konunun vergi ve SGK mevzuatı açısından değerlendirmesini bu makalemizde detaylı olarak incelemeye çalışacağız.

İş Kanunu’nun 32. maddesinde ücret, “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.” şeklinde tanımlanmıştır. Ücretin ödenme zamanı ile ilgili de “Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.” hükmü bulunmaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 406. maddesinde ise “Aksine âdet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere işçilerin ücretlerini peşin değil, çalıştıktan sonra almaları esastır.

4857 sayılı İş Kanunu’nda çalışana avans verilmesi yönündeki tek düzenleme, 57. maddede yer alan “İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.” hükmüdür. Bu hüküm gereğince işveren, izne ayrılan işçiye izin süresine ait ücreti peşin vermekten veya avans ödemekten kaçınamaz.

Yıllık ücretli izinde verilecek avans dışında çalışanlara avans verilmesi ile ilgili Borçlar Kanunu’nda düzenleme bulunmaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 406. maddesi “İşveren, işçiye zorunlu ihtiyacının ortaya çıkması hâlinde ve hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumda ise, hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlüdür.” hükmü bulunmaktadır.

Borçlar Kanunu düzenlemesinde avans verme yükümlülüğü bazı şartlara bağlanlanmıştır:

1- İşçinin zorunlu bir ihtiyacının olması

2- İşverenin istenen avansı ödeyebilecek durumda olması

3- Avansın hizmetle orantılı olması

Bu şartların bulunmadığı durumda işverenin avans verme yükümlülüğü olmayacaktır. Ancak işveren dilerse işçisi talep ettiğinde, çok zaruri bir ihtiyacı olmadan da avans verebilir.

Verilen avansların kural olarak ilk ücret ödemesinde mahsup edilmesi ve bu mahsubun ücret bordrosunda/ hesap pusulasında gösterilmesi gerekir. Nitekim İş Kanunu’nun 37. maddesi “İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.” hükmünü taşımaktadır.

II- AVANS ÖDEMELERİNİN SİGORTA PRİMLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

5510 sayılı Kanunu’nun 80. maddesi 1. fıkrasının “a” bendinde,

a) Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

Diğer Yazılar
Görüntülenme Sayısı