Yaklaşım Logo

Yurt Dışı Merkezli e-Ticaret Platformları Üzerinden Gerçekleştirilen Satışlar

Yazar: Salih ÇALAL*

E-Yaklaşım / Mayıs 2024 / Sayı: 377

I- GİRİŞ

e-Ticaret, belirli sistemlerde para karşılığında gerçek veya sanal ürünlerin satın alınması sürecidir. Gelişen teknolojiler ve sıklıkla değişen kullanıcı alışkanlıkları nedeniyle e-Ticaret pazarlama stratejileri, sürekli bir değişim içinde bulunmaktadır. Yıllar içinde başarılı olmayan pazarlama araçları terkedilirken yerlerine günümüz müşteri taleplerine daha uygun pazarlama araçları kullanılmaya başlanmıştır. Bunlardan biri de, yurt dışı merkezli e-Ticaret platformlarıdır. İnternet siteleri aracı kılınarak, yurt dışında bulunan nihai tüketicilere yönelik e-Ticaret işlemleri gerçekleştirilebilir.

Yurt dışı merkezli e-Ticaret platformları/kuruluşları üzerinden ürün satışları gerçekleştirilmesinde hangi vergilendirilme kurallarına tabi olunacağının belirlenmesi kapsamında iş bu yazımız kaleme alınmıştır.

II- YURT DIŞINDAKİ MÜŞTERİLERE e-TİCARET PLATFORMLARI ÜZERİNDEN SATIŞI YAPILMASI

İnternetten ürün ve hizmet satmak isteyen markalar çoğu zaman e-Ticaret ya da e-İhracat sektörlerine adım atar. Bu kapsamda çoğu zaman işletmeler e-Ticaret ile beraber e-İhracat sektörüne de yönelir. Çünkü e-İhracat sektörü kişilerin döviz geliri elde etmesini sağlayan sektörlerden birisidir. e-İhracat ile yurt dışına satış yapmak isteyen kişi ve işletmeler ise genellikle kendi siteleri ile beraber pazaryeri platformları aracılığı ile de satış yapabilir. Çoğu zaman yurt dışı trend pazaryerleri ve platformları markaların ilgi odağını oluşturur. Çünkü platformların hazır bir müşteri kitlesi bulunur. Bu açıdan, yurtdışı merkezli e-Ticaret platformları üzerinden satış gerçekleştirenlerin tabi oldukları kuralların bilinmesi önemli bir husus haline gelmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun;

. 227. maddesinin birinci fıkrasında, aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin zorunlu olduğu,

. 229. maddesinde, faturanın satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğu,

. (231/5) maddesinde, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın mal veya hizmetin nev’i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, bu süreyi indirmeye ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirmeye yetkili olduğu, bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı,

. 232. maddesinde, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin; birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere, vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları; yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (2021 yılı için) 1.500 TL’yi geçmesi veya bedeli (2021 yılı için) 1.500 TL’den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesinin mecbur olduğu,

hükme bağlanmıştır.

Bunun yanı sıra, mezkûr Kanun’un uygulamasına ilişkin;

. 243 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “A- Bankalar Tarafından Düzenlenecek Belgeler” başlıklı bölümünde, “Bankalar, yaptıkları hizmet ve satış işlemlerine ilişkin kayıtlarının dayanağı olan fatura yerine, aşağıda açıklanan şartlara uygun olarak belge düzenlemek zorundadırlar.

Bankalar, döviz alım satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları aşağıdaki şartlara uygun olarak düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyeceklerdir…”,

. 246 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “A- Bankalar Tarafından Düzenlenecek Belgelere İlişkin Açıklamalar” başlıklı bölümünde, “Resmi Gazete’nin 07.09.1995 tarih ve 22397 sayılı nüshasında yayımlanan 243 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde, bankalar tarafından düzenlenen dekontlar Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu belgeler kapsamına alınmış ve bu belgelerde bulunması gereken asgari bilgiler ile bunların düzenlenmesine ilişkin esaslar belirlenmiştir.

Bu konu ile ilgili olarak Bakanlığımıza yapılan müracaatların değerlendirilmesi sonucunda, uygulamanın aşağıda açıklanan şekilde yürütülmesi uygun görülmüştür.

1- Bankalar yaptıkları hizmetler dolayısıyla, lehlerine tahakkuk eden meblağları 243 sıra numaralı tebliğde açıklanan esaslara göre düzenlenecek dekontlarla belgelendireceklerdir. Ancak, bankacılık teamüllerine göre bir, üç, altı ay veya bir yıl gibi belirli hesap devreleri itibariyle, devre sonlarında düzenlenen hesap bildirim cetvelleri (ekstreler) ile bildirilmesi mutad olan faiz, hizmet bedeli, komisyon ve masrafları için dekont yerine aynı bilgileri taşımak şartı ile hesap bildirim cetvelleri düzenlenebilecektir…”,

. 253 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “B- Yurt Dışında Faaliyette Bulunan Mükelleflere Yaptırılan İş ve Hizmetler Karşılığında Alınan Belgelerle İlgili İşlemler” bölümünde, “…

Bu hükümlere göre, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan, iş veya hizmetler karşılığında ödemede bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlardan aldıkları muteber belgeleri, yurt dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt içindeki noterlerde Türkçe’ye tercüme ve tasdik ettirdikten sonra defterlerine gider olarak kaydedebilmekte idiler.

Ancak Bakanlığımıza yapılan başvurulardan, bu işlemlerin yurt dışı temsilciliklerimizdeki iş yığılmalarına neden olduğu, mükellefler bakımından da ağır külfetler getirdiği anlaşıldığından, anılan Kanun’un mükerrer 257. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, bu Genel Tebliğ ile yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında alınan belgelerin, yurt dışındaki temsilciliklerimizde veya yurt içinde noterlerde Türkçe’ye tercüme ve tasdik edilme zorunluluğu kaldırılmıştır.

Yazının Tamamı İçin Abone Olun

Diğer Yazılar
Görüntülenme Sayısı