İşyerinin veya Bir Bölümünün Devrinde Toplu İş Sözleşmesinden Doğan Hak Ve Borçların Akıbeti

Yazar: Çetin SONKAYA*

E-Yaklaşım / Ocak 2024 / Sayı: 373

I- GİRİŞ

İstihdam ilişkilerinde iş sözleşmesinin yapılması, içeriği, tarafların hak ve menfaatleri ve sona ermesine ilişkin hükümler mevzuat ve bireysel iş sözleşmeleri dışında; örgütlü sendikalar ve/veya işverenler arasında grev ve lokavt silahlarının gölgesinde toplu görüşme sürecinde bağıtlanan toplu iş sözleşmeleri ile belirlenmektedir.

Ekonomik koşulların etkileriyle gerçekleşen işyeri devirlerinde işletme toplu iş sözleşmesi kapsamında olan ya da toplu iş sözleşmesi bulunan bir işyeri veya işyerinin bir bölümünün devrinde, devre konu işyerinde yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geçerliliği hususunun çalışma hayatında gerçekleşme ihtimali olan bir vakıa olduğu öngörüsü ile çalışmamızda; işletme toplu iş sözleşmesi kapsamında olan bir işyeri ya da işyerinin bir bölümünün devri, toplu iş sözleşmesi bulunan bir işyerinin işletme toplu iş sözleşmesi olan veya olmayan bir işletmeye katılması veya devri ile birlikte işletme niteliğini kazanıp kazanmayacağı, toplu iş sözleşmesi olmayan bir işyerinin işletme toplu iş sözleşmesi olan bir işyerine dahil olması, bir toplu iş sözleşmesi kapsamında olan bir işyeri veya işyerinin bir bölümü devredildiğinde devralan işverenin aynı işkoluna göre işyeri veya işyerlerinde toplu iş sözleşmesi bulunması veya bulunmamasına göre sonuçları noktasında değerlendirmelerde bulunulacaktır.

II- İŞ MEVZUATINDA İŞYERİNİN VEYA BİR BÖLÜMÜNÜN DEVRİ

İşyerinin veya bir bölümünün devri müessesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. 4857 sayılı Kanunda düzenlendiği şekli ile; İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer([1]).

İş Kanunu’nun 6. maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir([2]).

4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birim olan işyerinin devrinden söz edebilmek için işyerini veya işyeri bölümünü oluşturan ekonomik birliğin kimliğini koruyarak devredilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle işyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Ekonomik birlik, salt bir faaliyet olmayıp, birliğin kimliği, personeli, yönetim kadrosu, iş organizasyonu, üretim yöntemleri ve gerektiğinde kullanılan işyeri araçlarından oluşur([3]).

4857 sayılı İş Kanunu’nda işyerinin veya bir bölümünün devrine ilişkin genel düzenleme incelendiğinde; devredilen işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin hükümlerinin akıbeti ya da toplu iş sözleşmesi bulunmayan bir işyerinin geçerli işletme toplu iş sözleşmesi tarafı olan bir işverence devralınması durumunda işyerinin, işletme toplu iş sözleşmesi kapsamına girip girmeyeceği noktasında bir hüküm bulunmadığı, görülecektir.

 III- TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ

Toplu iş sözleşmesi; iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmeyi ifade etmektedir([4]).

Toplu iş sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerekir. Toplu iş sözleşmesi en az bir ve en çok üç yıl süreli olarak yapılabilir. Toplu iş sözleşmesinin süresi, sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca uzatılamaz, kısaltılamaz ve sözleşme süresinden önce sona erdirilemez([5]).

Faaliyetleri bir yıldan az süren işlerde uygulanmak üzere yapılan toplu iş sözleşmelerinin süresi bir yıldan az olabilir. İşin bitmemesi hâlinde bu sözleşmeler bir yılın sonuna kadar uygulanır([6])

Diğer Yazılar
Görüntülenme Sayısı