İşçi-Alacak Davası Sonucunda Belirlenen Alacakların Hizmet Tespitine Ve Sosyal Güvenlik Uygulamalarına Yansıması

Yazar: Mustafa İTİŞKEN*

E-Yaklaşım / Mart 2024 / Sayı: 375

I- GİRİŞ

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Kanun([1]) kapsamında “işyeri” olarak tanımlanan yerlerde hizmet akdine tabi olarak veya hizmet akdi unsurlarının mevcut olduğu bir iş ilişkisi içinde çalıştırılan kişilerin sigortalılık bildirimlerinin zaman zaman yapılmadığına, sigortalılık bildirimleri yapılmakla birlikte, sigorta primlerine esas kazançlarının (SPEK/PEK), prime esas kazançlar kapsamında olan gerçek ücretlere uygun olarak bildirilmediğine veyahut da ücrete müstahak bazı yasal hakların hiç dikkate alınmadığına, bazı çalışmaların yasal çalışma saatleri dışında yaptırılmasına veya gerek sigortalılık sürecinin gerekse de PEK’larının eksik bildirildiğine vb. gibi işçi alacağı olarak değerlendirilmesi gerekmekle birlikte değerlendirilmeyen durumlar; işçi ve işverenler arasında ciddi hukuki ihtilaflar oluşturmakta olup çoğunlukla, dava konusu yapılmaktadır. Dava sonucunda bir takım haklar telafi edilse bile hem işçi/sigortalı hem de işveren açısından ciddi zaman ve ekonomik kayıplarla sonuçlanmaktadır.

Bu bağlamdaki tartışmaların bir başka boyutu da; lehte sonuçlanan işçi alacaklarının, sigortalı olarak bildirilmeyen işçiler için hizmet tespitine esas alınıp alınmayacağı tartışmasıdır.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) bu konudaki yaklaşımının diğer yaklaşımlarla birlikte tartışılmasının ve ilgili kanun içeriğinden tarafların bilgilenmelerine katkı sağlamasını teminen faydalı olacağı düşünülmektedir.

II- İLGİLİ MEVZUAT HÜKÜMLERİ VE AÇIKLAMALAR

A- İŞ KANUNU KAPSAMINDAKİ İLGİLİ HÜKÜMLER

4857 sayılı İş Kanunu’nun([2]) 2. maddesi uyarınca, bir iş sözleşmesi kapsamında çalışan gerçek kişi “işçi”“işveren” olarak tanımlanmakta olup işçi ve işveren arasında gerçekleştirilen ve “iş ilişkisi” olarak tanımlanan bu ilişki çerçevesinde; aynı Kanun’un 32. maddesinde tanımlanan, para ile ödenen ve ölçülebilen tutarda bir “ücret”in, 39. maddede belirlenen asgari tutardan az olmamak üzere çalıştıran tarafından çalıştırılana (işveren tarafından, işçiye) ödenmesi gerekmektedir.

Görülen iş karşılığında çalışanın/işçinin kanuni hakları; sadece “ücret”ten oluşmamaktadır.

Diğer taraftan işçinin; hak edilen diğer ücret ve özlük hakları ise; anılan Kanun’un;

. 17.maddesinde açıklanan; işe başlatılan ve çalıştırılmakta olan işçilerin belirsiz süreli iş sözleşmelerinin haksız yere feshinin, bildirimin yapılmasından sonra geçmesi gereken sürenin bitiminde kesinlik kazanacağından bahisle (bu süreler; çalışma süresi 6 ay sürmüş işçiler için iki hafta; 6 ay-1,5 yıl arasındakiler için dört hafta; 1,5 yıl-3 yıl arasındakiler için altı hafta; 3 yıldan fazla sürmüş olan işçiler için ise sekiz haftadan oluşmaktadır.) bildirim süresine ilişkin şartlara uymayan tarafın, ödemekle zorunlu tutulduğu bildirim süresindeki ücretler tutarında olan ihbar tazminatından,

. 41. maddesi gereğince; işveren lehine düzenlenen, istisnai durumlardaki çalışmalar dışında genel olarak haftalık 45 saatten fazla çalışılan saatler için hak edeceği “fazla çalışma ücreti”nden,

. 44. maddesinde tanımlanan ve 47. maddesi kapsamında belirlenen; ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmalar için ödenmesine hükmedilen “Genel tatil ücreti”nden,

. 46. maddesi gereğince; ilgili şartlara ulaşıldığında ödenmesi gereken “Hafta tatili ücreti” nden,

. 57. maddesi gereğince ilgili şartlara ulaşıldığında ödenmesi gereken “Yıllık izin ücreti” nden,

Ve İş Kanunu’nun ilgili maddelerinde belirtilen diğer ücret ve özlük haklardan oluşmaktadır.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun’un dördüncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi (4/a) kapsamında çalışan sigortalılara ayrıca, 1475 sayılı İş Kanunu’nun([3]) 14. maddesi uyarınca, çalışmakta oldukları işyerinden, aynı madde içinde belirtilen nedenlerle (ve hizmet akdinin İş Kanununun ilgili maddelerinde belirtilen kıdem tazminatı almaya engel teşkil eden nedenlerle sonlandırılmamış olması kaydıyla); işe başladıkları tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için (ve bir yıldan arta kalan süreler için de orantılı olarak) işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir.

Yukarıda belirtilen ve 4857 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ile teminat altına alınan ücret ve ücret dışındaki ödemelerin, tutarları ve ödenme zamanları ilgili maddeler içeriğinde belirtilmektedir.

B- SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU KAPSAMINDAKİ İLGİLİ HÜKÜMLER

5510 sayılı Kanun’un;

. 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde [Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin([4]) (SSİY) 9. maddesinde]; hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar “Sigortalı” olarak tanımlanmakta olup, 5. maddesinde de “Bazı sigorta kollarının uygulanacağı sigortalılar” ayrıca belirtilmektedir.

Diğer Yazılar
Görüntülenme Sayısı