İş Hukukunda İşyeri Devri

Yazar: Cumhur Sinan ÖZDEMİR*

E-Yaklaşım / Aralık 2023 / Sayı: 372

I- GİRİŞ

İşyerinin veya bir bölümünün devri 4857 sayılı İş Kanunu’nun, 6. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun hükmüne göre, işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. İşyerinin devri ile birlikte, devralan işveren önceki işverenin işçilere karşı olan genel hak ve borç statüsünü üstlenmekte, iş ilişkisinden kaynaklanan tüm yükümlülüklerin borçlusu ve aynı zamanda tüm hakların da alacaklısı durumuna gelmektedir. Bu durumda, iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralan işverene geçtiğine ve devralan işveren devreden işverenin hukuki konumunu üstlendiğine göre, işyerini devralan işveren, sadece kendi döneminde gerçekleşen haklardan değil, aynı zamanda işçinin devreden işveren yanındaki çalışması nedeniyle kazandığı haklardan da sorumlu olacaktır.

II- YASAL DÜZENLEME

A- İŞ KANUNU YÖNÜNDEN

4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşyerinin veya Bir Bölümünün Devri” başlıklı 6. maddesi; “İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır. Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.” hükmündedir. Kanun’un gerekçesine bakıldığında 1475 sayılı Kanun’da işyeri devri ile ilgili doğrudan bir hükmün yer almadığı bu nedenle bu konu ile ilgili doğrudan bir düzenleme getirilmesi ihtiyacı doğduğu belirtilmiştir. Gerçekten 1475 sayılı Kanuna bakıldığında işyerinde el değişikliği olduğunda işçilerin yıllık izin haklarının kaybolmayacağını belirten 53. madde ve kıdem tazminatında işyerini devreden işverenin sorumluluğunun belirtildiği 14. madde dışında işyeri devrini düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu dışındaki iş hayatını düzenleyen diğer Kanunlara bakıldığında 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun “Feshi Kapsamayan Hal” başlıklı 19. maddesi “Geminin Türk Bayrağını taşıma hakkı bulunduğu sürece mülkiyetin kısmen veya tamamen herhangi bir şahsa geçmesi hizmet aktinin feshini gerektirmez.” hükmünde olup 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda da işyeri devri ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.

B- BORÇLAR KANUNU YÖNÜNDEN

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda işyeri devri müessesesi düzenlenmemiş olmakla birlikte “Sözleşmenin Devri” başlıklı 429. maddesi; “Hizmet sözleşmesi, ancak işçinin yazılı rızası alınmak suretiyle, sürekli olarak başka bir işverene devredilebilir. Devir işlemiyle, devralan, bütün hak ve borçları ile birlikte, hizmet sözleşmesinin işveren tarafı olur. Bu durumda, işçinin, hizmet süresine bağlı hakları bakımından, devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır.” hükmündedir. 4857 sayılı Kanun’da düzenlenen işyeri devri ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenen iş sözleşmesinin devri kıyaslandığında işyeri devrinin işyerinin bütünü veya bir bölümü ile ilgili olduğu iş sözleşmesinin ise çalışan kişi ile ilgili olduğu ve iş sözleşmesinin devrinde işçinin yazılı onayının arandığı anlaşılmaktadır.

C- TÜRK TİCARET KANUNU YÖNÜNDEN

4857 sayılı İş Kanunu hükmü gereği tüzel kişiliğin birleşme, katılma veya tür değiştirme nedeniyle sona ermesi durumlarında devreden ve devralan işverenin birlikte sorumlu olacağına dair hükümler uygulanmayacağından, sorumluluğun tespitinin cevabını  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda aramak gerekir. Kanun’un “F-Birleşme, Bölünme, Tür Değiştirme II. Birleşme” bölümünde yer alan “Ortakların Kişisel Sorumlulukları ve İş İlişkisinin Geçmesi” başlıklı 158. maddesinin birinci fıkrası “Devrolunan şirketin borçlarından birleşmeden önce sorumlu olan ortakların sorumlulukları birleşmeden sonra da devam eder. Şu şartla ki, bu borçlar birleşme kararının ilanından önce doğmuş olmalı veya borçları doğuran sebepler bu tarihten önce oluşmuş bulunmalıdır.”  hükmünde olup aynı “III. Bölünme” bölümünde “İş İlişkilerinin Geçmesi” başlığıyla yer alan 178. maddesi aşağıdaki hükümleri içerir.

. Tam veya kısmi bölünmede, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe kadar bu sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla devralana geçer.

. İşçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer; devralan ve işçi o tarihe kadar sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.

Diğer Yazılar
Görüntülenme Sayısı