Yaklaşım Logo

Vergi Tebligatı Prensip Olarak Mükellefin İş Adresinde Yapılmalıdır

Yazar: Nazlı Gaye ALPASLAN*

Yaklaşım / Nisan 2022 / Sayı: 352

I- GİRİŞ

Uygulamada 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tebligat önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaman zaman vergi idaresinin hatalı tebligatları dolayısıyla birçok tebligatlar hakkında vergi mükellefleri tarafından açılan davalar idare aleyhine sonuçlanmaktadır.

Bu çalışmada 213 sayılı vergi usulünde yer alan e-Tebligat konusu VUK. md. 107/ A hükmü dikkate alınmadan diğer tebligat yöntemleri irdelenmeye çalışılacaktır.

Gerçek ve tüzel kişiler nezdinde yapılacak her türlü vergi tebligatının usulüne uygun olarak yapılması zorunludur. Genelde tebligatlar 213 sayılı VUK’un 93. maddesine uygun olarak yapılmalıdır. Belli bazı durumlarda tebligatların nerelere, kimlere ve nasıl yapılacağı yasada belirtilmiştir. Bu çalışmada uygulamada vergi tebligatları ile ilgili ortaya çıkabilecek problemler tartışılmakta ve çözüm önerileri ortaya konulmaktadır.

Vergi Usul Hukukunda, “tebligat” konusu son derece önem taşıyan ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu bağlamda 213 sayılı VUK tebliğle ilgili hükümleri gereğince tebliğin vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden bir yazının veya bir belgenin o kimseye önceden belirlenmiş yöntem ve şekillere göre iletilmesidir. Vergi usul hukukunda belirlenen yollardan biri ile belirlenen matraha idarece vergi oranı uygulanarak vergi alacağının miktarı bulunduktan sonra, bunun mükellefe bildirilmesi gerekecektir. Vergilendirme ile ilgili ve hüküm ifade eden hususların yükümlü veya vergi cezasının muhatabına yetkili makamlarca yazı ile bildirilmesine verginin tebliği denilmektedir. (VUK md. 21) vergi hukuku alanında tebliğ, yükümlü, sorumlu ya da ilgili hakkında hukuki sonuç doğuracak vergilendirme ile ilgili belge ve yazıların bu kimselere VUK’un 93 ve diğer maddelerinde belirlenen esaslara uygun olarak iletilmesidir(1).

Vergileme ile ilgili tebliğlerin VUK’un 93 ila 110. maddeleri arasında belirlenen esaslara göre yapılması gerekmektedir. Bu tebligatların bizzat mükellefin işyerinde yapılması zorunludur(2). Tebligat aşaması vergilendirme sürecinde tarh aşaması ile tahakkuk aşaması arasında bir süreç ve safhadır. Bu süreç çok önemli bir süreç olup, tahakkuk fişinin dışında ve beyana göre alınan vergi ve bununla ilgili ceza ve ilave verginin doğuş ve kesinleşmesini etkileyecek her türlü işlemin tebliğ suretiyle ilgiliye duyurulması zorunludur.

II- 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU’NA GÖRE TEBLİGAT USULLERİ

Türk Ticaret Kanunun ve vergi hukukumuzda tebligat işlemlerini düzenleyen genel ve özel hükümler bulunmaktadır. Buna göre vergilendirme işlemi kişilerin temel hak ve özgürlükleri ile yakından ilgili olduğu için bu konuda Vergi Usul Kanunu’nda özel hükümler yer almaktadır (İYUK md. 60). Diğer taraftan Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Yasa hükümlerine göre kanun kapsamındaki tebliğlerin mutlak surette Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılmasının gerektiği vurgulanmaktadır. Gerek Tebligat Yasasında ve gerekse 2577 sayılı İYUK’un hükümlerine göre idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebligatların Tebligat Kanunu hükümlerine tabii olduğu yürütmeye bağlanmıştır. Buna göre tahsilata yönelik tebliğler Vergi Usul Kanunu’na göre ve yargı safhasına ait tebligatlar ise Tebligat Yasasına göre yapılacaktır(3).

Yükümlü ya da sorumluya tebligat yapılması çeşitli açılardan önem taşımaktadır. Buna göre tebliğler mutlak surette mükelleflerin bilinen yani malum adreslerine yapılmalıdır. Aksi halde yapılan tebligat geçerli değildir. Adresi bilinmeyen veya ulaşılamayan mükelleflere ilan yoluyla tebligat en son çare olarak yapılabilir. İlan yoluyla tebligat yapılacak durumlar kısaca şöyle özetlenebilir:

1- Mükellefin adresi hiç bilinmediği takdirde,

2- Mükellefin bilinen adresi değişmiş veya yanlış bir adres verilmiş olması halinde,

3- Çeşitli nedenlerle posta ile tebligat işlemi gerçekleşmediği takdirde,

4- Yabancı ülkelerde bulunanlara ya…

Diğer Yazılar
Görüntülenme Sayısı