Limited Şirket Müdürünün Yurt Dışında Yapmış Olduğu Konaklama Ve Seyahat Harcamalarının Gider Olarak Kaydedilmesi

Yazar: Salih ÇALAL*

E-Yaklaşım / Aralık 2023 / Sayı: 372

I- GİRİŞ

Limited şirketlerde yönetim yetkisi müdür sıfatını taşıyan tek bir kişiye veya birden fazla kişiye aittir. Müdür veya müdürler şirket ortakları arasından seçilebildiği gibi, tamamen şirkete yabancı bir kişinin de müdür olarak seçilmesi kanunen mümkündür. Limited şirketin yönetim organı olarak müdür veya müdürlerin şirkette birtakım görev ve yetkileri bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı Türk Ticaret Kanunu’nda müdür veya müdürlerin devredilemez ve vazgeçilemez nitelikteki görev ve yetkileri olarak düzenlenmiştir ve şirket sözleşmesinde bu konuyla ilgili düzenleme getirilmesi mümkündür.

Limited şirket müdürünün iş ile ilgili olarak yurt dışında yapacağı seyahat ve konaklama masraflarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususu yazımız içerisinde incelenecektir.

II- LİMİTED ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN YURT DIŞINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONAKLAMA VE SEYAHAT HARCAMALARININ GİDER OLARAK KAYDEDİLMESİ

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 623. maddesine göre limited şirketin yönetimi ve temsili şirket esas sözleşmesi ile düzenlenmektedir. Limited şirketin esas sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilmektedir. Ancak en az bir şirket ortağının müdür olarak yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması zorunludur. Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler.

6102 sayılı Kanun, limited şirketler yönünden öncelikle şirket tüzel kişiliğini sorumlu tutmaktadır. Buna göre şirketin yönetimi ve temsili ile yetkilendirilen kişinin, şirkete ilişkin görevlerini yerine getirmesi sırasında işlediği haksız fiilden şirket sorumludur.

6102 sayılı Kanunun 625’inci maddesinde, limited şirketlerde müdür veya müdürler kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri şöyle sıralanmıştır;

. Şirketin üst düzeyde yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi.

. Şirket yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara, şirket sözleşmesine, iç tüzüklere ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimi.

. Kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde şirket yönetim örgütünün belirlenmesi.

. Şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi.

. Genel kurul toplantısının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi.

. Şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması.

. Küçük limited şirketler hariç, risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin kurulması.

. Şirketin borca batık olması durumunun mahkemeye bildirilmesi.

Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6. maddesinde; Kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükümler uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin; aynı fıkranın (4) numaralı bendinde de, işle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderlerinin, (Seyahat maksadının gerektirdiği süreye sınırlı olmak şartıyla) safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi maksadıyla yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; şirket müdürünün ticari faaliyetleri ile ilgili olarak, işin önem ve genişliği ile orantılı ve seyahat amacının gerektirdiği süreyle sınırlı olmak şartıyla, yapmış olduğu yurt içi ve yurt dışı seyahatlerde; ulaşım, konaklama, yemek gibi harcamalara ait giderlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi için söz konusu harcamaların, Vergi Usul Kanununun 229 ve takip eden ilgili maddelerinde yer alan belgelerden biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, aynı Kanun’un 227. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” hükmüne yer almakta olup, söz konusu kayıtların ise aynı Kanun’un 229 ve müteakip maddelerinde yer alan veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak kullanılma zorunluluğu getiren belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, 167 Sıra No.lu Vergi Usul Genel Tebliği’nin (8) numaralı ayrımında, birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin; birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları götürü usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için, satılan emtianın veya yapılan işin bedeli ne olursa olsun fatura vermeleri emtiayı satın alan veya hizmeti yaptıran bu kimselerin de fatura istemeleri ve almalarının zorunlu olduğu ve bunlar için perakende satış fişlerinin geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, daha sonra yayımlanan 204 ve 206 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile bu düzenlemeye bazı istisnalar getirilerek, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak iş yerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. İşletmenin tüketimi dışında satışa konu o…

Diğer Yazılar
Görüntülenme Sayısı