9 Ekim 2020 Cuma

Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması

Yazar: Ahmet EROL*

Yaklaşım / Ekim 2020 / Sayı: 334

I- GİRİŞ

Genellikle kamu yararına olan bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere “vakıf” (foundation) denir. Sözlükte “bir şeyi daimî olarak durdurmak” anlamına gelmektedir. Vakıf, bir kişinin, belirli bir hizmetin yerine getirilmesi ya da başkalarının yararlanması için malını ya da parasını ya da mülkünün bağışlayarak oluşturmuş olduğu mal varlıklarıdır. Vakfın amacı; hukuka uygun, belirli, anlaşılabilir olmalı ve süreklilik arz etmelidir(1).  Vakıflar Medeni Kanun’un belirlediği usullere göre kurulurlar. Vakıf, tüzel kişiliğe sahip bir kuruluştur. Vakıf mallarının, vakfın amaçlan doğrultusunda kullanılmasını sağlamakla görevli bir Vakıf Yönetim Kurulu vardır. Bir kişi, gerekli parayı ya da malları koyarak vakıf kurabileceği gibi, birden çok kişi de işbirliği yaparak vakıf kurabilir. Vakıfların amacı kâr sağlamak değildir. Vakıfların zorunlu organları mütevelli heyeti, yönetim kurulu ve denetleme kuruludur. Vakıfların ihtiyari organları ise danışma kurulu ve onur kuruludur. Yaptıkları faaliyetlerle topluma ve insanlığa yararlı katkılarda bulunmak amacıyla kurulan vakıflar, kıt kaynaklarını daha etkin yönetmek, vergi yüküyle karşılaşmamak, kendilerine yapılacak bağışları vergiden indirme teşviki ile çekici hale getirerek ayırmak amacıyla vergi bağışıklığına sahip olmak isterler. Vakıfların vergi bağışıklığı sağlamaları için yapmaları gerekenler yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

II- KONUYA İLİŞKİN ANALİZ VE DEĞERLENDİRME

A- VERGİ MUAFİYETİNİN DAYANAĞINI OLUŞTURAN YASAL DÜZENLEME

07.08.2003 tarih ve 25192 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 30.07.2003 tarih ve 4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun’un 20. maddesinde, “Gelirlerinin en az üçte ikisini nevi itibarıyla genel, katma ve özel bütçeli idarelerin bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini amaç edinmek üzere kurulan vakıflara, Maliye Bakanlığı’nın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti tanınabilir.

Bunların vergi muafiyetinden yararlanması ve muafiyetlerinin kaybedilmesine ilişkin şartlar, usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Olağan denetimler sırasında veya yaptırılacak özel denetimler sonucunda vergi muafiyeti tanınmasına ilişkin şartları kaybettikleri tespit edilen vakıfların vergi muafiyetleri, birinci fıkrada öngörülen yöntemle kaldırılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

6287 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle 04.11.1981 tarih ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

“Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesini amaç edinmek üzere kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıflardan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınanlara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

B- VAKIF OLMANIN SAĞLADIĞI VERGİSEL AVANTAJLAR

- Vakıflar kurumlar vergisine tabi olmadıkları için kurumlar vergisi ödemezler.

- KDVK’nın 17. maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları kapsamına giren teslim ve hizmetleri için KDV istisnasından yararlanırlar.

- 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 4. maddesinin (k) bendine göre, bu vakıflara kuruluşu için veya kurulduktan sonra tahsis olunan malların intikalinde veraset ve intikal vergisinden istisnadır.

- 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 59. maddesinin (b) bendine göre, bu vakıflar tarafından iktisap edilecek gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ile bunlara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinde harç istisnadır.

- 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 4. maddesinin (m) fıkrasına göre, kiraya verilmemek ve resmi senedinde yazılı amaçlara tahsis edilmek şartıyla vakfa ait binalar için emlak vergisi ödenmez.

Yukarıda sayılan muafiyet ve istisna avantajları vakfın tüzel kişiliğine yönelik olup vakfa ait iktisadi işletmeler bu muafiyet ve istisnalardan yararlanamazlar.

C- VERGİDEN BAĞIŞIK OLMAK (KAMU YARARINA VAKIF STATÜSÜ KAZANMAK) İÇİN YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER(2)

1- Faaliyet Konusu

Cumhurbaşkanı tarafından vergi muafiyeti tanınacak vakfın aşağıdaki amaçlar çerçevesinde faaliyet göstermesi gerekir:

- Sağlık,

- Sosyal yardım,

- Eğitim,

- Bilimsel araştırma ve geliştirme,

- Kültür

- Çevre koruma

- Ağaçlandırma

Vakfın faaliyet konusu bu sayılanlardan birisi veya birden fazlası ile ilgili olabilir. Ancak, vergi muafiyeti talebinde bulunacak vakfın bu faaliyetlerinin kamuya açık ve Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki yapacak düzeyde olması gerekir. Belli bir yöre veya belli bir kitleye hizmeti amaçlayan vakıflara vergi muafiyeti tanınması olanaklı değildir. Bir başka deyişle vergi muafiyeti tanınacak vakfın amaç ve faaliyet konularının tüm ülke düzeyine ve tüm halka yönelik olması, bunlar arasında ayrımcılık yapmaması, bir bölgeyi özgelememesi esastır. “Kız öğrencilerin okutulması”“başarılı yoksul çocuklara burs verilmesi”“lepra hastalığıyla mücadele ve tedavi”“Karadeniz ormanlarının bakımı ve korunması” tarzında amaçların, bu genellik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı düşünülmektedir.

2- Faaliyet Süresi

Vakıfların, vergi muafiyeti talebinde bulunmadan önce kuruldukları tarihten itibaren en az bir yıl süre ile faaliyette bulunuyor olması ve bu süre içindeki faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki sağlamış olmaları gerekmektedir.

Ancak, mal varlığı ve gelir tutarı başvurunun yapıldığı yıl için geçerli olan hadlerin iki katını aşan vakıfların vergi muafiyetine ilişkin başvurularında asgari bir yıl faaliyette bulunmuş olma koşulunun yerine asgari altı ay faaliyette bulunma koşulu aranır. Bu şekilde yapılacak vergi muafiyeti başvurularının değerlendirilmesinde, asgari altı aylık dönem sürecinde elde edilen gelir tutarının içinde bulunulan yıl için belirlenmiş olan gelir tutarının iki katını aşıp aşmadığı ve gelirin amaçlara harcanma şartının yerine getirilip getirilemediği ile vergi muafiyetinin verilebilmesi için gerekli olan diğer şartların varlığı araştırılır.

Vakıfların vergi muafiyetine başvuru yaparken en önemli ölçütlerden olan malvarlığı tutarları aşağıdaki tabloda olduğu gibidir:


 

Gelir Getirici Mal Varlığı (TL)

Asgari Yıllık Gelir Tutarı (TL)

 

2019

2020

2019

2020

Faaliyet süresi en az bir yıl olan vakıflar

1.401.000,00

1.717.000,00

127.000,00

155.000,00

Faaliyet süresi altı ay olan vakıflar

2.802.000,00

3.434.000,00

254.000,00

310.000,00


3- Defter Tutma

Vergi muafiyeti tanınacak vakıfların bilanço esasına göre defter tutmaları gerekir. Vergi muafiyeti başvurusunda bulunan vakıflarca tutulması gereken defterler şunlardır:

- Günlük Defter

- Büyük Defter

- Envanter Defteri

Bu vakıfların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerine göre birinci sınıf tacirler tarafından tutulması gereken defterleri aynı Kanunda belirtilen süreler içinde tasdik ettirerek kullanmaları ve muhasebe kayıtlarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olması, vakfa ait iktisadi işletmeler bulunması halinde bunlar için de ayrıca defter tasdik ettirmeleri ve vakfın muhasebe kayıtları ile iktisadi işletmesinin muhasebe kayıtlarını birbiriyle karışmasını önleyecek şekilde ayrı ayrı izlemeleri gerekir.

4- Mal Varlığı ve Yıllık Gelir

Vergi muafiyeti talebinde bulunan vakıfların vergi muafiyeti talebinde bulundukları tarihte en az 505.000 TL (beşyüz beşbin Türk Lirası) gelir getirici mal varlığına ve en az 49.000 TL (kırkdokuz bin Türk Lirası) yıllık gelire sahip olmaları gerekir. Yıllık gelirin tespitinde; genel ve özel bütçeli idareler bütçelerinden yapılan yardımlar ile bağış niteliğindeki gelirler dikkate alınmaz. Bu tutarlar, her yıl VUK hükümlerine göre o yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artar ve izleyen yılda bu miktarlar esas alınır. Bu miktarların hesabında, bin TL’ye kadar olan tutarlar dikkate alınmaz.

Burada açıklanan şekilde hesaplanmış güncel tutarlar şöyledir:


 

Gelir Getirici Mal Varlığı (TL)

 

2019

2020

Faaliyet süresi en az bir yıl olan vakıflar

1.401.000,00

1.717.000,00

Faaliyet süresi altı ay olan vakıflar

2.802.000,00

3.434.000,00


5- Gelirin Harcanma Şekli

Vakıf resmi senedinde, 4962 sayılı Kanun’un 20. maddesi hükmüne uygun olarak yıl içinde elde edilen brüt gelirlerin en az üçte ikisinin sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetlerinden oluşan amaçlara harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda veya son iki yılın ortalaması bazında bu koşulu fiilen yerine getirmiş olması ve vergi muafiyetinin devamı süresince de bu koşullara uyulması gerekir.

Vakfın amaçlarına ayrılması ve harcanması gereken miktarlar hiçbir şekilde başka bir amaçla kullanılamaz. Ancak, yönetim ve idame giderleri ile ihtiyata ve vakıf malvarlığını artırıcı yatırımlara ayrılan miktarların, tamamının veya bir bölümünün vakfın amaçlarına yönelik hizmetlere harcanması olanaklıdır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 56. maddesi kapsamında kurulan vakıfların ise yıllık brüt gelirlerinin en az dörtte üçünün, üniversitede sunulan eğitim kalitesinin yükseltilmesine yönelik yapılacak fiziki ve teknik yatırımlar ile üniversitede görevli eğitim görevlilerine harcanması gerekmektedir. Belirtilen alanların dışında yapılacak harcamalar ile eğitim görevlisi olmayan personele yapılan ödemeler amaca yönelik harcama kabul edilmez.

Harcama koşulunun yerine getirilmesinde dikkate alınacak yıllık brüt gelir, vakfa yapılan bağışlar ile vakfın iktisadi işletmesinden elde edilen gelirler de dahil vakfın tüm gelirlerini ifade eder.

6- İlgili Kuruluşların Görüşünün Alınması

Vakıfların vergi muafiyetleri taleplerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca ilk değerlendirilmesi yapıldıktan sonra, vakfa vergi muafiyeti tanınıp tanınmayacağı konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ve vakıf resmi senedinde amaç edinilen konulara göre ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınır. Örneğin; eğitim amacıyla kurulmuş bir vakıf söz konusu ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Yüksek Öğretim Kurulu’nun; vakıf ağaçlandırma ve erezyonu önleme amaçlı bir vakıf ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın görüşleri istenir. 

Vakıflar Genel Müdürlüğü ve ilgili kuruluşların bu konudaki görüşlerini vergi muafiyeti talebinde bulunan vakfın kurulduğu tarihten itibaren vergi muafiyeti talebinde bulunduğu tarihe kadarki faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü ne ölçüde azalttığını kendi denetim elemanlarına (denetim birimi bulunmayan kuruluşların yetkili organlarınca) yaptıracakları incelemelere dayanarak bildirmeleri ve yazıları ekinde inceleme raporu ve tutanağın bir örneğini de Hazine ve Maliye Bakanlığı’na göndermeleri gerekir.

Herhangi bir incelemeye dayanmayan görüşler, ilgili vakfa vergi muafiyeti tanınmasında göz önünde bulundurulmaz.

7- Hazine ve Maliye Bakanlığı Tarafından Yaptırılacak Denetim

Yukarıda belirtilen amaç, gelir, harcama, muhasebe usulü, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na eksiksiz başvuru, Vakıflar genel Müdürlüğü ile ilgili diğer Devlet birimleri ve Bakanlıkların gerekli denetimleri yaptıktan sonra düzenledikleri raporların tamamlanmasından sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı kendi denetim sürecini başlatır. Vakfın faaliyet süresine bağlı olarak beş yılı aşmamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetime başlama tarihine denk gelen faaliyet ve çalışmaları Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından vergi müfettişlerine denetlettirilir.

Bakanlık tarafından yaptırılan denetimlerde aşağıdaki hususlara bakılır:

- Vakıf senedindeki amaçlar

- Vakfedilen malvarlığı tutarı

- Vakfın yıllık gelirleri

- Vakfın muhasebe usulü

- Vakfın tutması gereken yasal defterler

- Vakfın harcamaları

- Harcamaların en az üçte ikisinin amaca uygun yapılıp yapılmadığı

- Vakfın faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü ne ölçüde azalttığı

- Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yayımlanmış Genel Tebliğ ile belirlenen koşulları taşıyıp taşımadığı.

Bu tespitleri raporunda ayrı ayrı ele alan Vergi Müfettişi, ilgili vakfa vergi muafiyeti verilip verilmemesi konusundaki görüşünü raporda açık olarak belirtir.

8- Münhasıran Devlet Üniversitelerinin Faaliyetlerinin Devam Ettirilmesi ve Desteklenmesi Amacıyla Kurulan Vakıfların Durumu

Münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi amacıyla kurulan ve fiilen bu çerçevede faaliyette bulunan vakıfların yukarıda sayılan koşullara ek aşağıdaki koşulları da taşımaları halinde bu vakıflara makbuz karşılığında yapılan bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden ve kurum kazancından indirilebilecektir. Bu koşullar:

- Resmi senetlerinde, amaçlarının münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi olduğunun açık bir şekilde yazılı olması ve başka amaca yer verilmemiş olması,

- Resmi senetlerinde, yıllık brüt gelirlerinin en az dörtte üçünün amacına yönelik olarak harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda veya son iki yılın ortalaması bazında bu koşulun fiilen yerine getirilmiş olması,

- Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yaptırılan denetimde bu koşulların sağlandığının tespit edilmiş olması.

D- VERGİ MUAFİYETİNDEN YARARLANMADA USUL

Cumhurbaşkanı tarafından 4962 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre tanınacak vergi muafiyetinden yararlanmak isteyen vakıflar, taleplerini içeren bir yazı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvuruda bulunurlar.

Bu vakıflar başvuru yazısının ekinde aşağıdaki belgeleri teslim ederler:

- Vakıf resmi senedinin 5 örneği

- Gelir getirici malvarlığı ve yıllık gelire ilişkin bilgi ve belgeler

- Son beş yıl içinde resmi senette yazılı olup amaçlar arasında yer alan sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma konuları ile ilgili olarak gösterilen faaliyetleri içeren faaliyet raporu

Hazine ve Maliye Bakanlığı, belirlenmiş olan koşulların vergi muafiyeti başvurusunda bulunan vakıfça yerine getirilip getirilmediğinin tespiti bakımından ibraz edilen belgeler üzerinde ön inceleme yaptıktan ve uygunluğu sağlandıktan sonra vakfa vergi muafiyeti tanınıp tanınmayacağı konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü ve diğer ilgili kuruluşların görüşlerini alır.

Devletin ilgili kurum ve kuruluşları tarafından olumlu görüş verilirse veya vergi muafiyeti verilmesinde sakınca bulunmadığı bildirilirse, vakfın faaliyetleri ve hesapları Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Vergi Müfettişi eliyle denetlettirilir. Denetim sonucu düzenlenen raporun da olumlu olması halinde bu rapor, vakıf resmi senedinin ve başvuru dilekçesinin birer örneği, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu konudaki görüşünü içeren bir yazı ile Cumhurbaşkanından vergi muafiyeti kararı alınmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderilir.

E- VERGİ MUAFİYETİ TANINAN VAKIFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

1- Resmi Senet Değişikliklerinde İzin Alınması

Vergi muafiyeti tanınan vakıfların yönetimlerince resmi senette değişiklik yapılmasının düşünülmesi halinde, değişiklik gerçekleştirilmeden önce bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan izin alınması zorunludur. İzin alınmaksızın yapılan değişikliklerin konuya ilişkin düzenlemelere aykırı olması halinde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafında tanınan süre içinde resmi senet vakıf yönetimince eski haline getirilmez ya da değişiklik Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından öngörülen şekilde düzeltilmez ise vakfın vergi muafiyetinin kaldırılmasına ilişkin hükümler uygulamaya konulur.

2- Gönderilecek Mali Tablolar ve Raporlar

Cumhurbaşkanlığı kararı ile vergi muafiyeti tanınan vakıflarca, dönem sonunda düzenlenecek bilanço ve gelir gider tablosu ile bir yıllık faaliyetlerinin sonuçlarını gösteren kesin bütçelerin birer örneği, yıllık faaliyet raporu ve yeminli mali müşavirce düzenlenmiş tasdik raporu ile birlikte yılın ilk üç ayı içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na gönderilir.

Vakfa ait iktisadi işletme bulunması halinde bunlara ait bilanço ve gelir tablolarının da gönderilmesi zorunludur. Ancak, yıllık faaliyet raporu dışındaki belgelerin 3568 sayılı Kanun ve ilgili Genel Tebliğ esaslarına uygun olarak yeminli mali müşavire onaylattırılmış olması gerekir. Yeminli mali müşavire onaylattırılmadan gönderilen belgeler hiç gönderilmemiş sayılır.

F- FON OLUŞTURULMASI

Cumhurbaşkanı Kararı ile vergi muafiyeti tanınan vakıfların, yıllık gelirlerinin en az üçte ikisini elde edildiği yıl içinde amaçlarına harcamaları esastır.

Münhasıran devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve desteklenmesi amacıyla kurulan vakıflar da 2547 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan şartların sağlanması açısından yıllık brüt gelirin en az dörtte üçünün elde edildiği yıl içinde amaçlara harcanması gerekir.

Elde edildiği yıl içinde amaçlara harcanması gerektiği halde vakıf yönetiminin iradesi dışında harcanamayan gelirler, sonraki yılın tahmini bütçesine konulur ve bu miktardan yönetim ve idame giderleri ile ihtiyata ve vakıf malvarlığını artırıcı yatırımlara pay ayrılmadan, tamamı o yıl içinde vakfın amaçlarına harcanır. Bu durumun geçerli bir nedene dayanmaksızın süreklilik göstermesi (üst üste iki yıl gibi) vergi muafiyeti şartlarının ihlali anlamına gelir. Ancak, sözü edilen gelir fazlaları, vakıf resmi senedinde yazılı sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetleriyle ilgili amaçların gerçekleştirilmesine yönelik yatırımlar için üç yıl süre ile bir fon hesabında tutulabilir. Bunun için ilgili vakıfça, yatırıma ilişkin yönetim kurulu kararıyla yatırım projesinin ana hatlarını (maliyetini, finansman kaynaklarını, gerçekleştirme süresini vb.) içeren bir yazı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvurularak izin alınması gerekir. Bu suretle finansmanı için fon oluşturulmasına izin alınan yatırımın üç yıllık süre içinde tamamlanamaması halinde, gecikme gerekçeleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından uygun görülürse sözü edilen süre iki yıl daha uzatılabilir.

G- VERGİ MUAFİYETİNİN KALDIRILMASI

Cumhurbaşkanı Kararı ile vergi muafiyeti tanınan vakıfların, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda oluşan dosyalarının incelenmesi veya olağan denetimler ya da yaptırılacak özel denetimler sonucunda;

- Yasal yükümlülüklere uymadıklarının,

- Resmi senetlerinde yazılı sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırmaya yönelik amaçları dışında faaliyette bulunduklarının,

- Son yıllardaki faaliyetleri dikkate alındığında resmi senette yazılı amaçlarını gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığının,

- Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan konuya ilişkin Genel Tebliğ ile belirlenen yükümlülükleri yerine getirmediklerinin,

Tespiti halinde, tespit edilen hususlar hakkında ilgili vakıftan açıklama istenir. Vakıf yönetimince Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilen süre içinde açıklama yapılmaz veya yapılan açıklamalar yeterli görülmezse veya açıklamalar yeterli görülmekle beraber vakıf Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yapılan uyarıya karşın benzeri ihlalleri yinelerse, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün de görüşü alınarak Cumhurbaşkanı’ndan vakfın vergi muafiyetinin kaldırılması istenir.

Vergi muafiyeti kaldırılan vakıflar, muafiyetin kaldırıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe yeniden vergi muafiyeti isteminde bulunamazlar. Bu sürenin bitiminden sonra vergi muafiyeti isteminde bulunan vakıflara cari dönemde geçerli koşulları taşımaları koşulu ile yeniden vergi muafiyeti tanınabilir.

III- SONUÇ

Geçmişimizin ve kültürümüzün adeta ayrılmazı durumunda olan vakıflar, servetleriyle toplumsal amaçlı yararlar sağlamak isteyen insanların amaçlarına hizmet eden hukuki bir kurumdur. Vakıf oluşumu asla ticari organizasyonların almaşığı değildir. Vakıf kurmak suretiyle ticari organizasyonların katlandığı mali külfetlerden kurtulmak isteyen kişilerin bu tür yasaları dolanma girişimlerine hukuken geçit verilemez. Özellikle kamu yararına vakıf ve vergi muafiyeti hakkı alınan vakıfların devletin kendilerine sağladığı ayrıcalıkları hukukun gri alanlarından da yararlanarak kötüye kullanmalarına izin verilemez.  Bunun için de vakıflar üzerinde denetim yetkisi olan Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün işlevsel ve hukuki denetimlerini etkin biçimde yerine getirmeleri beklenir.  Aksi takdirde hukuki birçok hakkı ve olanağı çıkara dönüştürmeye elverişli yapıda bulunan kimi insanlar vakıf müessesini ticari şirketlerin almaşığı gibi görebilirler.  Bunu önlemek için kamu yararı ve vergiden muafiyet hakkı tanınırken işletilen ve yukarıda ayrıntıları belirtilmiş olan denetim süreçlerinin çok etkin işletilmesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün vakıflar nezdinde yürüttükleri programlı veya programsız denetimlerinin çok sıkı tutulması önemlidir.



*           Prof. Dr., T.C. Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Öğretim Üyesi

(·)         Bu yazıda yer alan görüşler tümüyle yazarına ait olup, hiçbir biçimde yazarın görev yaptığı kurumun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez. Yazar ile iletişim adresi: [email protected]

(1)         https://vakif.nedir.org/(Erişim:08.09.2020)

(2)         Bu bölümde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vakıflara vergi muafiyeti verilmesi konusunda çıkardığı üç adet genel tebliğden yararlanılmıştır.

Ahmet EROL
  • Mevzuatta Son Çıkanlar