Prof. Dr. Şükrü Kızılot, Sözcü Gazetesi' ne konuştu

Ekonomi duayeni Prof. Dr. Şükrü Kızılot, SÖZCÜ’ye konuştu


Dolar kurunun son 10 yılda sadece yüzde 6 oranında bir artış gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Kızılot, “Merkez Bankası’nın izlediği politika, döviz yatırımcısı açısından umut verici değil” dedi


Prof. Dr. Şük­rü Kı­zı­lot, 2013’e gi­rer­ken SÖZ­CÜ­’ye yap­tı­ğı de­ğer­len­dir­me­sin­de Tür­ki­ye­’yi zor gün­le­rin bek­le­di­ği­ne dik­kat çek­miş­ti. Yı­lın ilk çey­re­ği için­de bu zor­luk­la­rın ya­şa­nan be­lir­siz­lik or­ta­mı ile ken­di­ni his­set­tir­mek­te ol­du­ğu­nu be­lir­ten Prof. Dr. Kı­zı­lot, ya­tı­rım­cı­la­ra uya­rı­lar­da bu­lun­du… Ya­tı­rım de­ni­lin­ce ak­la he­men dö­viz, bor­sa, al­tın ve TL cin­sin­den ya­tı­rım­la­rın gel­di­ği­ni be­lir­ten Şükrü Kı­zı­lot, “2013 yı­lın­da ya­tı­rım­cı dö­vi­ze gü­ven­me­si­n” de­di. Do­lar ku­ru­nun son 10 yıl­da sa­de­ce yüz­de 6 ora­nın­da bir ar­tış gös­ter­di­ği­ni kay­de­den Prof. Dr. Kı­zı­lot, şun­la­rı söy­le­di:

Ca­zi­be­si yok!

Mart 2003’te, ya­ni 10 yıl ön­ce do­lar ku­ru 1.70 TL idi. Ara­dan 10 yıl geç­ti; ba­kı­yo­ruz do­lar ku­ru 10 yıl­da yüz­de 6 art­mış! Bun­dan son­ra ne olur? Mer­kez Ban­ka­sı­’nın iz­le­di­ği po­li­ti­ka, dö­viz ya­tı­rım­cı­sı açı­sın­dan umut ve­ri­ci de­ğil. De­mek ki; ta­sar­ruf­la­rın dö­viz ola­rak de­ğer­len­di­ril­me­si­nin bir ca­zi­be­si gö­zük­mü­yor.
Ban­ka mev­du­at fa­izi­nin de 2012 yı­lı enf­las­yo­nun­dan arın­dı­rıl­dı­ğın­da, re­el bir ge­ti­ri ya­rat­ma­dı­ğı­nı, tam ak­si­ne ek­si ol­du­ğu­nu ha­tır­la­tan Prof. Dr. Kı­zı­lot, “Ge­ri­ye dö­nük bak­tı­ğı­mız­da, son 10 yıl­da ban­ka mev­du­at fai­zi ve­ya fa­iz ge­ti­ren bo­no ve tah­vil gi­bi ens­trü­man­la­rın dö­vi­ze kı­yas­la yük­sek ge­ti­ri sağ­la­dı­ğı­nı, an­cak 2012’de ol­du­ğu gi­bi 2013’te de enf­las­yon­dan arın­dı­rıl­dı­ğın­da re­el bir ge­ti­ri bek­len­me­di­ği­ni­” söy­le­di.


Gay­ri­men­kul re­vaç­ta

Özel­lik­le dük­kan ve ma­ğa­za şek­lin­de­ki gay­ri­men­kul ya­tı­rım­la­rı­nın 2013 ve iz­le­yen yıl­lar­da çok ca­zip ola­ca­ğı­nın al­tı­nı çi­zen Prof. Dr. Kı­zı­lot, “İş­ye­ri ya­tı­rım­la­rı­nın ge­ti­ri­si ko­nu­ta kı­yas­la da­ha yük­se­k” de­di. Ya­tı­rım amaç­lı gay­ri­men­kul­ler­de, iş­ye­ri­nin ki­ra­cı ile iliş­ki­ler açı­sın­dan da ko­nu­ta oran­la da­ha avan­taj­lı ol­du­ğu­na dik­kat çe­ken Prof. Dr. Kı­zı­lot, şun­la­rı söy­le­di:
“Ki­ra­cı çık­tı­ğın­da, ki­ra­cı­nın ver­di­ği za­rar­da bu­nun ta­mi­rat ve ona­rı­mı yö­nün­den iş­yer­le­rin­de ko­nut­ta ol­du­ğu gi­bi so­run­lar ya­şan­mı­yor. En önem­li­si; 2013 yı­lın­da ko­nut ki­ra­sı 3 bin 200 li­ra­yı aş­tı­ğın­da be­yan edi­lip, ver­gi öde­ne­cek. İş­ye­rin­de ise, 26 bin li­ra­yı aş­tı­ğı tak­dir­de be­yan edi­le­cek. Yıl­lık 114 bin li­ra­ya ka­dar olan iş­ye­ri ki­ra ge­li­ri için ge­lir ver­gi­si öden­me­ye­cek. Hat­ta üs­te ver­gi ia­de­si alı­na­cak!” Bu­na kar­şı­lık, gay­ri­men­kul­de uzun va­de­de ar­sa ve ara­zi ya­tı­rım­la­rı­nın da ca­zip ol­ma­ya de­vam ede­ce­ği­ne de­ği­nen Prof. Dr. Kı­zı­lot, özel­lik­le de gay­ri­men­kul ge­liş­tir­me­ye dö­nük böl­ge­ler­de­ki ara­zi­le­rin cid­di ge­ti­ri sağ­la­ya­ca­ğı­nı kay­det­ti.


Uzun va­de­li dü­şü­nün

“2012’nin ge­ti­ri şam­pi­yo­nu bor­sa idi­” di­yen Prof. Dr. Kı­zı­lot, bor­sa ya­tı­rım­cı­sı­na ise şu tav­si­ye­de bu­lun­du: “Ö­zel­lik­le Tür­ki­ye­’ye sı­cak pa­ra ge­ti­ren­ler, bu­nu bor­sa­da de­ğer­len­dir­dik­le­rin­de, yüz­de 60’ı bu­la­bi­len bir ge­ti­ri sağ­la­dı­lar. Bor­sa ile il­gi­li ola­rak, uzun va­de­li tah­min­ler­de bu­lun­mak çok zor. Şem­si­ye ter­si­ne dön­dü­ğün­de, cid­di ka­yıp­lar da ola­bi­li­yor. O ne­den­le, uzun va­de­li, ya­ni 3-5 yıl hat­ta du­ru­ma gö­re bir yıl için bi­le de­ğil, kı­sa va­de­li, ya­ni dö­nem­sel ola­rak tav­si­ye ede­bi­li­yo­ruz.”

ABD’deki satış vergisi modeli uygulanabilir!

Prof. Dr. Şükrü Kızılot SÖZCÜ’ye yaptığı değerlendirmede KDV uygulamalarındaki çarpıklıklara dikkat çekti. Türkiye’de 100 liraya alınan bir elbiseye de, 10 bin liraya alınan bir elbiseye de düşük oranda KDV uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Kızılot, gelişmiş ülkelerde ise böyle bir KDV modeli olmadığını belirterek, uygulamadaki çarpıklığın bir an önce düzeltilmesini istedi. SÖZCÜ’nün sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Kızılot, şunları söyledi: “New-York’ta 110 dolara kadar olan ürünlerde satış vergisi yok. Yani ceket, pantolon, etek, bluz, gömlek, iç çamaşırı, kazak, çanta, ya da ayakkabı satışlarında uygulanan satış vergisinin oranı sıfır. Bu tutarı aşanlara ise yüzde 8.75 oranında satış vergisi uygulanıyor. Üstelik buradaki 110 dolar toplamda değil, ürün başına ayrı ayrı göz önüne alınıyor.”

Türkiye’de nasıl?

Bizde bu tür bir ayırım olmadığını belirten Prof. Dr. Kızılot, Türkiye’deki uygulamayı çarpıcı örneklerle açıkladı: İster pazardan al, ister lüks mağazadan; KDV yüzde 8! “Türkiye’de 100 liraya alınan elbiseye de, 10 bin liraya alınan elbiseye de aynı KDV oranı uygulanıyor. Örneğin Louis Vuitton’un Roma’da Via del Condotti’deki, Paris’te Champs Elysees’de ve Avenue des Montaigne’deki mağazalarının önünde kuyruklar var. Zannedersiniz ki; bedava veya çok düşük bir fiyata satılıyor. Ama içeri girdiğinizde fark edersiniz; raflarda 5-10 bin, hatta 20-30 bin Euro’ya çantalar sıralanır. KDV oranına gelince; Fransa’da yüzde 19.6, İtalya’da yüzde 21. Ama aynı Louis Vuitton’un Türkiye’de de mağazaları var. Örneğin İstanbul’da İstinye Park‘ta ve Nişantaşı’ndaki mağazalarını ele alalım; KDV oranları yüzde 8. Bu ciddi bir çarpıklıktır. Normal KDV oranı yüzde 18 olan dünyaca ünlü Louis Vuitton’un çantasında Türkiye’de uygulanan yüzde 8’lik KDV oranı sadece bir örnek… Dünyaca ünlü diğer markalarda da durum farklı değil. Örneğin; Chanel, Hermes, Kenzo, Prada, Gucci, Moschino, Ferre, Escada, Christian Dior, Roberto Cavalli, Dolce&Gabbana, Hugo Boss, Stefano Ricci’nin ayakkabı, çanta ve kıyafetleri de yüzde 8 KDV’ye tabi. Ama bunun yanında pazardan alabileceğiniz 50, ya da 100 liralık bir ayakkabı, çanta ve kıyafetlere de yüzde 8 KDV ödüyorsunuz!”



Zenginler kollanıyor!

Türkiye’deki KDV oranları ile zengin kesim kollanırken fakir fukaranın haksızlığa uğradığının altını çizen Prof. Dr. Şükrü Kızılot, bu haksızlığın ancak ABD’de uygulanan model ile giderilebileceğini vurguladı ve ekledi: “ABD’deki gibi, belli bir tutara kadar, örneğin fiyatı 200 liraya kadar olan ayakkabı, çanta, pantolon, ceket, etek, elbise gibi giyim eşyaları yüzde 1, bin liraya kadar olanlar yüzde 8 KDV’ye, bunu aşanlar ise yüzde 18 KDV’ye tabi olmalı. Bununla hem lüks ve pahalı mal almayan ya da alamayanlar korunmuş olur. Hem de 30-40 bin liraya çanta veya 10-20 bin liraya kıyafet alanlar, normal oranda, yani yüzde 18 KDV ödemiş olurlar.”

Tezek bile KDV’ye tabi!

KDV’deki çarpık uygulamaların giyim kuşamla sınırlı olmadığını da belirten Prof. Dr. Kızılot, en yüksek oranın temel ihtiyaç maddelerinde olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Bu çarpıklıklar o kadar çok ki, saymakla bitmiyor. Yüzde 18 KDV’ye
tabi olanlara bakıyoruz; tezek, gübre, odun, kömür, bardak, tabak, çatal, bıçak, sabun, çocuk emziği, oyuncak, dolmuş, otobüs diye liste uzayıp gidiyor. Bunların da büyük bir kısmı vatandaşın temel ihtiyaçları. Peki yüzde 8 KDV’ye tabi olanların arasında neler var? Örneğin havyar! Fakir fukaranın tadını bile bilmediği havyarın KDV’si sadece yüzde 8! Az önce söylediğim 20 bin Euro’luk Louis Vuitton çanta… Dünyaca ünlü markaların diğer çantaları, kıyafetleri, ayakkabıları. Hepsinde KDV oranı yüzde 8!”


O kadar çarpıklık var ki…

Prof. Dr. Kızılot, Türkiye’de KDV’ye tabii olmayan ürünleri de çarpıcı örneklerle açıkladı: “Yüzde sıfır KDV’ye tabii olanlar hangileri diye baktığınızda karşınızdaki manzara inanılır gibi değil! Duyduğunuzda kulaklarınıza, okuduğunuzda gözlerinize inanamıyorsunuz. Pırlanta, elmas, yakut, safir, zümrüt, inci gibi değerli taşlarda KDV yok!.. Oysa bu ürünler, yüksek gelir grubuna hitap eden lüks mallar. Dolayısıyla da KDV uygulanan yabancı ülkelerin hepsinde en yüksek oranda KDV’ye tabii.”

KDV’si yüzde 1

Öte yandan, temel gıda maddeleri arasında bulunan pirinçteki KDV uygulamasındaki çarpıklığın da dikkat çekici olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kızılot, “çeltik” diye adlandırılan kabuklu pirincin KDV’sinin yüzde 1 olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Kabuğun içindeki pirincin KDV’si yüzde 8, ama kabuğunun KDV’si yüzde 18. Pirincin kabuğu; civcivlerin altına atılıyor, ya da demiri soğutmada kullanılıyor. Kabuğu bedava verilse dahi, satılmış gibi KDV uygulanması gerekeyor.”

Konaklama komedisi

Prof. Dr. Kızılot, konaklamadaki KDV uygulamasını da yine verdiği örnekle açıkladı: “Lüks oteller, ya da tatil köylerinde konaklayan insanlara yüzde 8 KDV uygulanıyor. Buna karşılık hayvanların konaklamasına uygulanan KDV yüzde 18! Yani bir hanın ahırında konaklayan bir hayvan için sahibi yüzde 18 KDV ödemek zorunda!”

Altındaki getiri, doların 130 katı!

Son 10 yıllık süreçte altının sürekli olarak yükseldiğini vurgulayan Prof. Dr. Kızılot’un altın yatırımcısına önerisi ise şöyle: “Altın, finansal ve ekonomik krizlere karşı yatırımcının güvenli bir limanı olarak göze çarpıyor. Portföy tercihlerinde de toplam riski dağıtmak amacıyla tercih edilebilen önemli bir finansal araç. Son 10 yıllık sürece baktığımızda, altının sürekli olarak yükseldiğini fark ediyoruz.
10 yıl öncesine göre dolardaki artış, bu gün itibariyle yüzde 6 civarında iken, altındaki artış, 10 yıl öncesine göre yüzde 800 civarında oldu. Başka bir anlatımla, son 10 yılda altının getirisi, doların getirisinin 130 katı civarında oldu. Önümüzdeki dönemde de altın en sağlam ve güvenilir yatırım aracı olarak gözüküyor.”
Son 35 yıllık dönem değerlendirildiğinde, özellikle “sonbahar etkisi” diyebileceğimiz bir etkinin fark edildiğini de hatırlatan Prof. Dr. Kızılot, sonbahar ve kış mevsimlerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir altın getirisinin göze çarptığını sözlerine ekledi.
Nil SOYSAL


 


Eklenme Tarihi : 07 Mart 2013 17:03
Mevzuatta Son Çıkanlar